"Kelimlerin kötü yanı, kendimizi başkalarına anlatabileceğimiz ve başkalarının söylediklerini anlayabileceğimiz hissini uyandırmalarıdır."
Paulo Coelho
ÇİLEK TURŞUSU
çilek turşusu tadında bir hayat...
11 Mayıs 2011 Çarşamba
...
"Bir yere fazla hızlı ulaşmanın, vardığımız yerin hakkını vermemizi ya da gerçekten görmemizi garip bir şekilde engellediğini de kabul etmemiz gerekiyor. Çünkü ancak yokluk ve gecikmeler aracılığıyla, bir şeyi hayalinizde defalarca canlandırarak tam anlamıyla idrak edebiliyoruz. Alpleri aşarak ulaşılınca, Venedik, insana çok daha gerçek görünüyor olmalı."
Alain de Botton
Alain de Botton
4 Mayıs 2011 Çarşamba
27 Nisan 2011 Çarşamba
Nefesle kırılan duvarlar

Uzun zamandır pek yazamıyorum. Ya yoğun oluyorum ya da kafam o kadar dolu ve karmaşık oluyor ki toparlayamıyorum. Sanırım ara dönemdeyim. Hani vardır hayatın ara dönemleri. Bir şeyin bitip bir yenisinin başlayacağı zamanlar. Hayatınızda değişiklikler olacaktır, şu anki halinden memnun değilsinizdir, ama henüz de gelecekteki haline ulaşmanıza vakit vardır. Şu ansa, size tatsız ve iki arada bir derede gelir. Değerli bulmazsınız, tatmin olmazsınız. Aklınız şu anda kesinlikle değildir, ileri bakarsınız hep. Bu da sizi mutsuz eder. Ileri bakarak ne kadar mutlu olabilirsiniz ki sonuçta... Devamlı bir ulaşamama hali.
Paulo Coelho'yu okurken şöyle bir cümleyle karşılaştım:
"Biz bir şeyi arıyorsak, o şey de bizi arıyor demektir."
Rahatlatıcı, değil mi? Bir şeyi arıyorsan, o şey var demektir ve sen onun enerjisini hissettiğin için, o seni kendine çekiyor demektir. Aramaktan yorgun düştüğünüz zamanlarda, fazla ileri bakmaktan bunaldığınızda hatırlanması gereken bir cümle.
Ama en büyük rahatlama meditasyonla geliyor. Sizi özgürce bu ana bırakıyor meditasyon. Çok garip bir şey... Daha önce hiç chakra meditasyonuna katılmamıştım, ancak dün akşam ilk başta komik gelen hareketler ve bir türlü beceremiyorum sandığım nefesler bir müddet sonra bana ne yaptığımı, nerede olduğumu, neler düşündüğümü unutturdu. Bir yerlere gittim ama kim bilir nerelere... Meditasyonun bitiminde kendime geldiğimde bu iki saat boyunca ne yaptığımı anlamadım. Büyük bir hafiflik ve rahatlık içindeydim, sanki o an dünyaya gelmiş gibi. Hala da etkisi sürüyor sanırım, yoksa zaten şu an yazamazdım. Içimden gelmezdi, cümleler akmazdı, diyorum ya "ara dönemde" olmaya takmıştım, kendi önümü kendim tıkamıştım. Şimdiyse somut olarak hiçbir şey değişmedi aslında, ama kendi hayali duvarlarımı yıktım, önüm açıldı... Nefes aldım!
1 Mart 2011 Salı
Blogum kapanırsa...

Sabah cebime gelen bir mesajla, uyandım. Bir facebook mesajı: "blog'uma dokunma" resmine tag'lenmişim. Allah allah ne oluyor diye kalktım, internete girdim. Tüm bloggerlar toplanmış protesto ediyorlar. Blogspot.com kapatılıyormuş. Sanki uyanmadım rüya görüyorum. O kadar gerçek dışı geliyor ki. Ne bu ya matrix'temiyiz? Ne oluyor? Alt tarafı şurda saçma sapan şeyler yazıp, ondan bundan, duygulardan düşüncelerden hayattan konuşuyorduk, bir de bakıyoruz ki bu yasak olmuş.
Sonradan öğreniyorum işin aslını. E tamam diyorum Digiturk'de haklı şimdi. Telif hakları hepimiz için önemli, bloggerlar bunu en iyi bilen insanlar aslında. Ama kararı alan mahkeme, işte o inanılmaz! Şimdi bize blog'unuzu wordpress'e taşıyın diyorlar iyi taşıyalım da bu yasak yayını yapan bloglar da isteseler wordpress'den yasak yayınlarına devam edemezler mi? Bu mu onları durduracak?
Internet olduğu sürece telif hakları ihlalleri olacak gibi görünüyor, ama belki firmaların teknolojilerini geliştirerek çalıntıyı bir şekilde engellemeleri veya mahkemelerin biraz dijital dünyaya açılıp, interneti öğrenip buna uygun internet kanunları geliştirmeleri en azından bizim gibi suçsuz insanların önünü kesmeyi durdurabilir diye düşünüyorum. Yoksa bu genç yaşta ülkemle ilgili umudumu yitireceğim... Yarın bu blog işlemediği bir suç yüzünden burada olmayabilir, takip eden herkese sevgiler... Umarım en kısa zamanda tekrar bir araya gelebiliriz...
5 Şubat 2011 Cumartesi
East Side Gallery
22 Ocak 2011 Cumartesi
Bir gül kadar güvensiz...

Güvenlik diye bir şey yokmuş meğerse. Ne içsel ne de harici... Güvende olmak mümkün değilmiş, güvence istemekse açgözlülükmüş, egoymuş. Hayat da böyle güzelmiş, bir rüzgarın alıp götürebileceği, bir çocuğun alıp koparabileceği, bir kedinin gelip tırmalayacağı bir gül kadar korunmasız ve güvenliksiz olmak... Sorgulamadan, güvende olmak için çabalamadan, tüm bu tehlikleri, riskleri, hayatın güzellikleriyle birlikte kabul ederek, severek yaşamak, YAŞAMAKMIŞ. Güvenlik dünyeviymiş, güvensizlikse kutsal...
OSHO'dan
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
