
Geçen cumartesi günü bir yazı kursuna başladım. Bu konuda epeydir gel-gitler içinde, gidip gitmemeyi, doğru zamanın gelip gelmediğini, bu kursa mı yoksa başka birine mi gitmem gerektiğini düşünüp duruken, sonunda "denemeden bilemeyeceğim" deyip, derin bir nefes alıp, kaydımı yaptırdım. İyi ki de yaptırmışım. Bu atölyede öğreneceklerimin bana katkısı dışında, bu sayede çok sevgili ve içten bir yazar ile tanışma fırsatım oldu. Kendisi henüz ilk dersten gönlümü feth etti diyebilirim.
Tahmin edeceğiniz gibi "Edebiyat nedir?" gibi bir soruyla başladık ilk derse. Kafamda, hayat çoğunlukla sıkıcı, edebiyat ise ilginçtir, eğlencelidir, yaşayamadıklarımız, bilmediklerimizdir diye düşünüp kendimce cevaplar üretmeye çabalarken. Bugüne kadar duyduğum en güzel cevabı açıkladı kendisi (birebir kelimeleriyle olmasa da size not aldığım kadarıyla aktarıyorum):
"Hayat bir anlamsızlıklar bütünüdür. Kopuk kopuk, parça parça. Gelip geçicidir, anı anına uymaz. Edebiyatsa tam tersine anlamlı bir bütündür ve kalıcıdır. Hayata anlam katar; ondan bir parçayı alıp onu anlamlı ve kalıcı kılar. Zaten hayattaki bu anlam arayışıdır bizi edebiyata ve sanata yönelten."
Film izlemeden, güzel bir yazı, etkileyici bir roman okumadan, bir konsere veya tiyatroya gitmeden, resim ve fotoğraf sergilerine şöyle bir uğramadan geçince bazen vakit, bunalışımız, kendimizi yaşamıyor gibi hissedişimiz hep bundan demek ki... Bizi besleyen, yaşatan, hayatımıza anlam katanlar aslında hep boş zaman hobisi olarak gördüğümüz etkinlikler, küçük kaçamaklar, hayattan aldığımız molalar demek ki.
son cümlelerine kesinlikle katılıyorum onlar olduğunda hissediyoruz sanki yaşadığımızı..
YanıtlaSilMerakla bekliyordum ben de yaşayacaklarını bu süreçte. Gerçekten güzel bir edebiyat tanımı olmuş, çok sevdim ve hemen not aldım ben de. Paylaşmaya devam et lütfen Zeynepcim, çok keyifli şeyler çıkacağına eminim bu süreçte:)
YanıtlaSilzeynep: Sevgili adaşım :) Çektiğin fotoğraflardan, güzel blog'undan, dekorasyona olan ilginden ve güzel zevkinden, bu molaların, kaçamakların ve hobilerin değerini bildiğin belli diye düşünüyorum. Gerçekten hayat bunlarla daha anlamlı ve daha yaşanası.
YanıtlaSilzero: Hiç merak etme zero'cuğum, seni tüm süreçten haberdar edeceğim. Sen de beni güzel yemeklerinden ihmal etme olur mu? Heyecanla bekliyorum, gelişmeleri yakından takip ediyorum :D
kendimizi korumamıza da yardım ediyorlar.çok sevdim bu yazıyı.
YanıtlaSilNe güzel bir yazı bu böyle. Okuyunca "işte budur" dedim. Elinize sağlık.
YanıtlaSilNihan SARI: Evet doğru diyorsun, bir bakıma bizi koruyor, güçlendiriyorlar da.
YanıtlaSilSanem: :) Blog'a hoşgeldin. Ben de yazı atölyesinde edebiyatın tanımı yapıldığında aynı bu hisse kapıldım ve bunu paylaşmam gerek diye düşündüm.
cilek tursusuda ne ki dedim, olurmu ki! patlican receli oluyorsa cilek tursusuda oluyordur deyip bakmak istedim. Izlemeye aldim ve guzelpaylasimlarda bulusmayi umuyorum. Sevgiler.
YanıtlaSilBayram Kombesi: hehe :) ben de çilek turşusu diye bir şey olduğunu sanmıyorum, ama olsa nasıl olurdu diye düşünmedim değil. Tatlı, ekşi, tuzlu karışık bir tadı olurdu heralde. Bilmiyorum çileğin turşusu kurulabilir mi?:)
YanıtlaSilGüzel paylaşımlara diyorum ben de :)